Oğuz Türkleri ve Bin Yıllık Türk-İslam Savunma Stratejisi
Ahmet SERT

Oğuz Türkleri ve Bin Yıllık Türk-İslam Savunma Stratejisi

Uzun süredir tefekkür ettiğim bir soru vardı. Bu ülkede yaşayan insanların önemli bir kısmı;Bir Alman,İngiliz veya Japon gibi yaşadığı topraklara  aidiyyat hissiyle niçin bağlılık duymuyordu? İnsan kendi bedeninin ANA kaynağı olan VATANNINA hangi sebeplerle bağlılık hissetmezdi?

Bunun bariz göstergesi, ÜLKEMİZ dediğimiz toprakların ÇÖPLÜK GİBİ kullanılması,doğal güzelliklerin zalimce tahrip edilmesi, su ve benzeri kaynakların sorumsuzca tüketilmesi ..VS..VS…sayın saya bildiğiniz kadar.

En önemlisi de İnsanların birbirlerine karşı hoyratça ve bencilce davranışlarıdır . Bunun sonucu SAYGI, HÜRMET,MERHAMET,KORUMA gibi çok  önemli  değerlerimiz ,toplumdan uzaklaşmış ,en ufak bir olayda, korkunç EGOİZM belirtileri ortaya çıkar olmuştur.Sadece insan değil, diğer canlılar da bundan nasibini almış, ÜLKEMİZDE ki bir çok hayvan türü  ‘’ Neslinin TÜKENMESİ’’ tehlikesi ile karşı karşıya kalmıştır. 

Gözlemlerimin sonucunda - tartışmaya açık olmak kaydıyla- şu kanaate vardığımı söylemek zorundayım. Anadolu; Son yüzyıl içinde birbirine uzak kültürlerin harmanlandığı alan olmuştu. DEVLETİ ALİ OSMANİ  tarih sahnesinden çekilirken içe doğru çökmüş, önüne kattıklarını tıpkı batan  bir geminin girdabı gibi merkeze , yani ANADOLUYA doğru çekmişti.

ANADOLUDA ; İstiklal Savaşından sonra,  NÜFUS MÜBADELESİ VE GÖÇLER sebebiyle,yerleşim  o kadar çok süratli seyretmişti ki topluluklar birbiri ile kaynaşacak vakti bulamamıştı. Coğrafi yapının da etkisiyle Karadeniz Bölgesindeki  yerli halk, Asyadan gelen Oğuz Türk kültürü ile bütünleşmesini  tam sağlayamamış ,KARADENİZ sahil kültürü hakim olmuştu.

Doğu ve Güneydoğu Anadoludaki yerli halk , merkeze uzaklığın tesiri ile de Dağlık arazide kendi kültürünü  korumuş, hatta gelen Oğuz Boylarını bile kendi içlerinde asimile etmişti. Güneyde Kürtler,az miktarda Araplar, ortada Zazalar , doğuda Azeri Türkmen yapısıyla  kısmen bütünleşmiş ,kökeni Urartulara dayanan eden KÜRT karımlı yerli halk oluşmuştu. Bu toplulukların ortak özelliği ise TÖRELERİNE sıkı sıkıya bağlı oluşlarıydı.

Marmara ve Ege Bölgesi;  sahil şeridi yerli  halkı ve büyük çoğunluğu muhtelif Balkan topluluklarından oluşan taze göçmen kitlesi;Boşnaklar,Arnavutlar, Romanya-Bulgaristan-Makedonya-Sırbistan-Yunanistan-Karadağ’ dan gelen , oraların yerlisi ile bir miktar karışmış, Osmanlının Evladı Fatihan dediği insanlardan meydana gelmektedir.

Çok çeşitli bölgelere dağılmış Kafkas toplulukları,Lokal olarak yerleşmiş Kırım Türkleri, her tarafa yayılmış olmakla beraber daha çok iç bölgelere doğru  yerleşmiş, Şehirlerde yerli RUM ve ERMENİLER ile bir miktar karışmış Türkmen-Yörük Oğuz Türkleri.

Çok az sayıda kalan Rumlar,Ermeniler, Süryani Araplar,Nusayri Araplar,Ezidiler,Yahudiler vs.

Şimdi böylesine Renk CÜMBÜŞÜ gibi nüfus yapısı olan Ülkede; İnsanları bir arada ne yaşatabilir? Ortak değerler nelerdir?

Cumhuriyet sonrası oluşan bu topluluğa, RESMİ İDEOLOJİ enjekte edilmeye çalışılmış ama AŞI bir türlü tutmamıştı.Her  DARBE sonrası İnkılaplar ve Devrimler canlandırılmaya çalışılmış, yapılan zorlamalara rağmen toplumu birbirine bağlayamamıştı. Ortak DİL oluşturulmuş ancak İstenen ULUS devlet projesi KISIR kalmıştı. 

Konuştuğum  insanlarda, öne çıkan  en önemli ZAFİYET ; Ortak TARİH  ve Ortak KÜLTÜR mirasının eksikliğiydi . Yani Topluluklar  KENDİ tarihlerini, TÜRK tarihini ve  İSLAM tarihini yeterince bilmiyorlardı..