Karadağ’dan Bütün Dağlar Keşfedilebilir - Karaman Haberi
Karadağ’dan Bütün Dağlar Keşfedilebilir
Burhanettin SAYGILI

Karadağ’dan Bütün Dağlar Keşfedilebilir

Karadağ’dan Bütün Dağlar Keşfedilebilir

Karaman’a uzun yıllar önce gelmiştim. Gelmeden önce ilk beklentim şehre yakın bir dağ olması idi. Dağ bir şehrin yaşama standartlarından değildir. Yaşama şartlarını direk ilgilendirmez. Lakin yine de şehre yakın bir dağ istemiştim.

Dağ ama neden dağ? Dağ kimileri için olmazsa olmazıdır. Dağ yürekteki çığlık, vicdanımızdaki denge, aklımızdaki düşüncelere ayar verme yeridir.

Dağ çünkü dağ sanattır. Kah karşımıza resim olarak çıkar. En güzel tablolarda boy gösterir. Kah şiirlerde yerini alır, mısra mısra dökülür dizelere. Şarkılara türkülere kaynaklık eder. Çağıl çağıl akan billurdan pınarları gibi. Acılar, ayrılıklar, aşklar, ağıtlar hepsi dağlara yaslanır. Dağlardan dillere dökülür. Diller terennüm ettikçe gönüllere akar. Gönüllerde makes bulan hisler göz pınarlarını harekete geçirir. Dağ pınarları göz pınarları kardeş pınarlar olur aynı kaynaktan beslenir. İkisi de Hüda’nın en berrak en safi suyudur.

Türkülerimiz dağa uğrar en güzel nağmeleriyle. Bir vesile bulup yolunu dağdan aşırır. Sayısız misalleri arasından birkaçından bahsetmemek haksızlık olur.

     ‘’Başı duman pare pare/Yol ver dağlar yol ver bana‘’

     ‘’Dağlar dağladı beni/Gören ağladı beni‘’

     ‘’Dağların arkasında yar/Önündeyse ayrılıklar‘’

     ‘’Taş duvarlar sıkar beni gönlüm dağlarda‘’

     ‘’Atamadım sevdamı dağlar‘’

       Barış yol ister ‘’Dağlar dağlar kurban olam yol ver geçem‘’

       Karacoğlan kışın yol vermeyeceğini bilir, sevdiğini bekletir. ‘’Dağların karı erisin de gidelim‘’

       Dadaloğlu sırtını dağa verir. ‘’Ferman padişahın dağlar bizimdir‘’

Karaman’da dağ ummuş hemen yanı başında Karadağ’ı bulmuş memnun olmuştum. İlk fırsatta Karadağ’a gidip mest olmuştum. Karadağ’da da namütenahi güzellikler mevcut. Fazladan sinesinde bir tarih barındırmakta.

Karadağ Karaman’a yaklaşık 30 km mesafede sönmüş volkanik dağdır. Üç yüksek tepenin birleşmesinden meydana gelmektedir. En yüksek tepe Mahalaç Tepe 2271 m.’dir. Baştepe’de 150 m. Çaplı krater bulunmaktadır. Dağın çok yeri meşeliktir. Başdağ Kalesi sekizgen planlı, burçları yuvarlaktır, büyük kesme taşlardan inşa edilmiştir. Mahalaç Tepe’de Hititler, Roma ve Bizans zamanından kalma tarihi kalıntılar yer alır. Hititliler devrine ait hiyeroglif yazıtlar ve sunak yer alır. Bu alanın kutsal bir kült merkezi olduğu tahmin edilmektedir. Bizans devrinden kalma haç şekilli ve kale plana sahip sarnıç bulunur. Dağın eteklerinde Binbir Kilise adı verilen tarihi kalıntılar bulunmaktadır.

Atlar… İnsan fıtratında sevgisine meyyal olunan atlar. Cenkte yiğidin can dostu. Dirlikte genç kızın hayalindeki prensin beyaz renklisidir. At bir rüyadır. Karadağ’da o rüyayı gündüz gözüyle görürsün. Sabahın ilk ışıklarında yılkı atlarını izlemek aliyyül aladır.

Dağ hayatın içindedir. Dağ hayat tarzlarını belirler.  Dağın bir felsefesi vardır, temel paradigması vardır. Dağ Batı medeniyetine Olimpos Dağı olarak tezahür eder. Olimpos Dağı’nın kültürü vardır.  Dağ müslümana Hira Dağı olarak tecelli eder. Hira Dağı’nın irfanı  vardır. Cemil Meriç “Olimpos Dağı’nın çocukları, Hira Dağı’nın evlatlarını asla kabul etmeyecektir.” der. Onlarca kitapta açıklanabilecek mevzuyu dağ üzerinden veciz bir sözle açıklar.

Olimpos Dağı’nın çocukları yüzyıllar var ki Hira Dağı’nın evlatlarını yenilgi yenilgi alt etmiş. Kültürünü getirip dikte etmiştir. Hira Dağı’nın evlatları mağlubiyetler silsilesinden bezginlik geçirmiş, yılgınlığa düşmüş irfanını kaybetmiştir. 

Dağların çatışmasında  bir çok dağ Olimpos’un çocuklarını  geçmiş başka dağlarımız geçmesin diye  bir asır önce; Soğanlı Dağına, Allahüekber Dağlarına yürekleri dağ gibi insanlar varıp ulaşmışlar. O yürekleri dağ gibi insanları kar yutmuş. Soğanlı Dağının, Allahuekber Dağlarının acısı, elemi Erciyes’te Toroslarda Karadağ’da yürekleri dağlamış.

Ey Hira Dağının evlatları! Olimpos Dağının çocukları sizi asla kabul etmeyecektir. Değil mi ki mağluplar galiplere öykünür. Binealeneyh sen onu tekrar edip öykünüp durmaktasın. Taklit aslının güçlendirir. Sen de onu güçlendirmektesin.

Dedenin düştüğü durumu, düştüğü yeri unutma. Ne, nerde, ne zaman, nasıl olmuş? Merak edip hiç sordun mu?  Bunlar neden? Nedenini sordun mu? Unutma yiğit düştüğü yerden kalkar. Dağlar…  Sana sırrını ifşa edecek. “OKU” diyecek yeniden. Tüm kapılarını ardına kadar açacak.   Dağların inişini yükselişini düşün misal. Yeter ki sen uzak durma. Dağın çağrısına kulak ver. Davete icabet et.

Karadağ’da diğer dağlar gibi insanı aşkın olana çağırır.  Ötelerden haber var der adeta. Dağ ilham yeridir. Binbir kokulu, renk renk çiçeklerde gördüğün her arı ilhamını almışta gelmiştir. Çöz gözündeki perdeleri, gör hakikatleri. Bir mağaraya yansıyan ışık huzmeleri gibi. “Senin Rabbin bal arısına şöyle vahyetti: Dağlardan, ağaçlardan ve insanların kuracakları kovanlardan kendine ev edin.” (Nahl 88) Gördüğün her arı aldığı ilhamın gereğini yaparken sana haykırır. Duyarsan eğer “ Görene var görene, köre ne var köre ne?”

Dağda yalnızca arının ilhamını görmez; billur billur, ter ü taze vahiler görürsün, ayet ayet inen.  Şöyle ki “ Sen dağları görürsün de yerinde durur sanırsın. Oysa onlar bulutun yürümesi gibi ürümektedirler. Bu her şeyi sapasağlam yapan Allah’ın sanatıdır. Şüphesiz ki O, yaptıklarımızdan tamamıyla haberdardır.”   (Neml 88)  Bu ayetin her an devam etmekte olduğunu dağ başında daha iyi anlarsın. “O yaptıklarınızdan haberdardır” her an sizden haberdar olup, sizden gafil olmayan “Şah darınızdan daha yakın olana” yakından da yakın olursun.

“Oysa onlar bulutun yürümesi gibi yürümektedirler.” Dağa bakarsın bakarsın dağda milim kıpırdama yok. Halbuki Rabbimiz dağlar yürümektedir der. Bulutu temsil gösterip, dağ yürümesi ve bulut şifre bu olsa gerek. Bulut yüksekte, yüksekten gökyüzünden dünyayı gözleyebilsen uzayda hareket eden dünya üzerinde dağları bulutlar misali görebilirsin.

Buhar, bulut, yağmur; suyun döngüsünde bulut kah yükselir göğe kah iner yeryüzüne, geçer toprağın altına. Dağlar da milyonlarca yıl içinde hem göğe yükselir bulut misali, hem geçer yerin altına.

Dağ sana seslenir hal diliyle: “Neylerse güzel eyler. İndirirse bindirir, bindirirse indirir.” Sonra yine hatırlatır sana “Allah,  yeryüzü sizi sarsmasın diye oraya sabit dağlar yerleştirdi.” (Nahl 15) ayetini. Seni davet eder yeryüzü seni sarsmasın, ruhunu daraltmasın. Sinemde sakladığım nice hazinelerim vardır. Gönlün açılır, ümitlerin yeşerir. Dağlara gel dağlara der.

Hangi dağa gitsen misafir eder seni. Şuracıktan kalkıp 30 km yol gidiversen Karadağ’a.  Seni sinesine saracak. Nerelerdeydin diye soracak. Eğer sormasını bilirsen de her soruna cevap verecek. Varırsan dağa, kanatlanıp uçmak istersin belki de. Ama sukut ile gönlüne seslenirsin “Bu gün hürsün bütün kaygılardan azade…” 

Karadağ’dan bütün dağlar keşfedilebilir. Artık neden dağ değil, ne zaman dağ? Sorusuna cevap vermeliyiz. Beklide en mühim soru hangi dağ bizimdir. Yada biz hangi dağın evladıyız. Olimpos mu Hira mı?