Okul Yolu Sevgi Dolu - Karaman Haberi
Okul Yolu Sevgi Dolu
Burhanettin SAYGILI

Okul Yolu Sevgi Dolu

OKUL YOLU SEVGİ DOLU

İnsan hayatının her bölümü güzeldir. ’’Her yaşın ayrı bir güzelliği vardır. ’’Fakat güzellerin içinde de en güzel olanı vardır.

İnsanı mutlu eden önemli etmenlerden biri gelişim gösterebilmek ve öğrenmektir. İnsanların fıtratı gelişmeye açıktır. Başka bir ifadeyle gelişime açık bir program yüklenmiştir, insanın özüne. Öğrenmelerin ve gelişimin yoğunluk gösterdiği yıllar çocukluk yıllarıdır. İşte bu nedenledir ki çocukluk çağı insan ömrünün en önemli merhalesidir. Çocukluk ömrün sonraki merhalelerine öncülük eder, ışık tutar. Bu yüzden çocukluk ömrün başkentidir.

İnsanlar inişli çıkışlı şu hayatta, sabit duramaz. Yazdan kışa, geceden gündüze, bahardan güze, huzurdan hüzne evrilir durur. Zaman sarkacı insanı halden hale, rüzgar önünde yaprak gibi savurur durur. Kişinin, hüzün durağında beklemesi süresinden fazla sürerse, türlü türlü sorunlar ürer. Bu gibi hallerde profesyonel yardım ihtiyacı hasıl olur. Hasılı herkeste bilir ki, uzmanlar kişinin çocukluğuna uzanma ihtiyacı duyar. Uzak yıllardan gelen sorunlar, başkente sorulmadan çözülemez.

Çocukluk içine gümüş karıştırılmamış saf altın yıllarıdır. Masum olmaları mesut olmalarına sebeptir. Gökyüzü, yeryüzü, ay, güneş, yıldızlar hepsi kendisinindir. Sahip oldukları. kralın sahip olduklarından kat be kat fazladır. Ben ve öteki düşüncesi kalıplaşmamıştır. Evrenle bütünleşiktirler. Mutlu olmak için sebep aramazlar.

Gençlik yıllarına geçince insan çocukluktan tam olmasa da uzaklaşmıştır. Ama tamda kamil insan olmamıştır. Türk Sanat Müziği şarkı sözündeki’’ Biraz kül biraz duman o benim işte.’’ misali.’ ’Biraz çocukluk, biraz olgunluk o genç işte.’’ diyebiliriz genç içinde.

Gençlik yılları insana yeni heyecanlar, yepyeni hülyalar, bolca renk katar. Tozunu da pembeye boyar. Önüne bitmek bilmeyen ümitler koyar. Mutluluk her yerde…

Tek dert, gel gitler başlamıştır. Med cezir elektrik üretir. Üretilen elektrik genci çarpar. Gel gitler, git geller arasında sorun yaşar. Fakat hayal dünyasının uçsuz bucaksız alanında çabucak atlatır, sorunları.

Kişi 5 yaşına gelince başlar ana sınıfına.6 yaşında ilkokullu olur. İlk çocukluk yıllarını ilkler yaşayacağı, ilk anıların oluşturacağı okulunda geçirir. İlk şeklini almaya başlamıştır.10 yaşında ortaokullu olur. Son çocukluk yıllarına başlar, daha soyut düşünme dönemi başlar.14 yaşında liseli olur. Delikanlı yılları ne olacağını nasıl olacağının neticeye vasıl olacağı yılardır.18 yaşında üniversiteli olur. Yaklaşık 22- 24 yaşlarında nihayete erer. Bu yolardan geçerek, bu yıllardan edindiği bilgi, beceri ve tecrübelerle kalan ömrünü devam ettirir.

Sevilmenin, sevmenin en güzellerini bu yıllarda tadar. Sevginin gücünü bu yolarda öğrenir. Hiç kuşkusuz, arkadaşlıkların en güzelini bu yıllarda yaşar. Kalem tutmayı yazı yazmayı bu yıllarda meleke edinir. Bu yıllarda başlar okumaya.’’ Oku Rabbinin adıyla.’’ Ayetine muhatap olur. Muhatap alınmak, mesuliyetini artırdığı gibi şerefini artırır. Okumak insana Rabbinin hitabına muhatap olduğu için şeref kazandırır.

Her yapılan işin artırılması o iş yönünde beceriyi artırır, kaliteyi geliştirir. Bizler de okumayı artırarak, bu yöndeki kaliteyi artıralım. Yani şerefimizi katlayalım. Hatta ‘’Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu?’’ uyarısına uygun davranarak okumayı artırıp bilen olalım. Şeref payesinde kat üstüne kat. Hayırda bire yedi yüz veren başak gibi.

Birçok devletin nüfusundan fazla olan öğrenci ve öğretmen potansiyelimizle yepyeni bir eğit öğretim yılına girmekteyiz. Buna ilaveten öğrenci aileleri, servisçiler, kantinciler, kitapçılar da eğitim camiasının paydaşlarındandır. Halay misali hep birlikte el ele omuz omuza. Bütün daima parçadan büyüktür. Ortak bir ritim ve uyum içinde kolektif hareket edildiğinde başarının katlanarak artacağı aşikardır. Yenilenmiş müfredatla başlanacak olan eğitim öğretim yılında, öğrenci, öğretmen, veli hasılı bu işin ucundan kıyısından tutan herkese üstün başarılar diliyorum.

Sorunları tespit edip, teşhis koyma gayreti değişmez mecburiyetlerimizdendir. Ancak sorunlara odaklanarak, gözde büyütüp başka şeyleri görmemizi engellememeli. Bazen sorun beklediğimizden büyük olur. Çözüm kabiliyetimizin dışındaysa, zamana müracaat etmeliyiz. Fakat sorunlar çoğunlukla çözümsüz değildir. Alternatif yollar denenmesinde fayda var. Bir seminer çalışması için şehrin dışında bir okula gitmiştik. Henüz kantini faaliyete geçmemişti. Su gibi ihtiyaçlar giderilemiyordu. Kendi kendisine görev veren Şakir Öğretmen bir market bulup su dolu bir poşeti getirip dağıttı. Yeterli olmadığını görünce önceki hareketini tekrar etti. Az önceki önemli sorun, kendi kahramanını ortaya çıkardı: Şakir Öğretmen. Her birimiz çözüm bekleyen bir sorunun isimsiz kahramanı olabiliriz. Unutmayalım ki, ülkeler fedakar ve kahraman insanlara yaslanır. Ülkelerin en büyük zenginlikleri yetişmiş insanlarıdır.

Herkes başarılı olsun. Kazanan ülkemiz olsun.